Terörle mücadele ile emniyet ve asayişin sağlanması amacıyla ifa edilen iç güvenlik görevleri sırasında asker, polis ve jandarmaların yaralanmaları halinde kendilerinin, şehit olmaları halinde hak sahiplerine ödenen tazminatlardan biri de 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun gereğince ödenen “nakdi” tazminattır. Bu tazminatın hangi hallerde ve ne miktarlarda, kimlere ödeneceği 2330 sayılı kanun ve bu kanuna göre çıkarılmış bulunan Yönetmelik ile düzenlenmiştir.
Bu düzenlemelere göre; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hale getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hale gelmeleri halinde hak sahiplerine “nakdi tazminat” ödenir.
Söz konusu “nakdi tazminat”; iç güvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki veya trafik ve yol güvenliğini sağlamak konularında görevlendirilen; Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline, Silahlı Kuvvetler mensuplarına, Milli İstihbarat Teşkilatı mensuplarına, Çarşı, mahalle ve kır bekçilerine, Orman memurları ve personeli ile Gümrük Muhafaza memurlarına, Güven ve asayişi ihlal eden eylemlere ve kaçakçılığa ilişkin olayların soruşturma ve kovuşturma işlemlerini yürüten hakimlere, Cumhuriyet Savcılarına, güven ve asayişi ihlal eden eylemler ile kaçakçılığa ilişkin eylemlerin önlenmesine yönelik görev yapan mülki idare amirlerine, tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleri ile ceza ve tutukevlerinin iç ve dış güvenliğini sağlamakla görevli bulunan personele, güven ve asayişin korunmasında hizmetlerinden yararlanılması zorunlu olan ve yetkililerce kendilerine bu amaca yönelik görev verilen kamu görevlileri ve sivillere, iç güvenlik ve asayişin korunmasında veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili olarak güvenlik kuvvetlerine kendiliklerinden yardımcı olmuş ve faydalı oldukları yetkililerce tevsik edilmiş şahıslara, Devlet güçlerini sindirme amacına yönelik olarak yapılan saldırılara maruz kalan kamu görevlilerine, Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan ve 24/2/2000 tarihli ve 4536 sayılı Denizlerde ve Yurt Yüzeyinde Görülen Patlayıcı Madde ve Şüpheli Cisimlere Uygulanacak Esaslara İlişkin Kanunda tanımlanan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hale getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlere, yaptıkları görevler veya yardımlar sebebiyle saldırıya maruz kalan eş, füru, ana, baba ve kardeşlerine ödenir.
Nakdi tazminat ödenmesi gerektiği halde ödenmemesi halinde idare aleyhine, idare mahkemesinde dava açılması gerekir. 2330 sayılı kanun kapsamında yapılacak nakdi tazminat ödemeleri için açılacak davalarda zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanununda belirlenen on yıllık genel zamanaşımı süresidir. Bu süre içinde idareye yapılacak başvurular üzerine tesis edilecek işlemlerin tebliğini izleyen günden itibaren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda düzenlenen idari dava açma süresi içinde dava açılması gerekmektedir. Bir başka ifadeyle ölüm ve yaralanma olaylarının üzerinden geçen süre 10 yılı aşmamış ise nakdi tazminat ödenmesi için dava açılabilecektir.
Tazminata konu olaydan dolayı hak sahiplerine “nakdi tazminat” ödenmiş olsa dahi bu durum maddi ve manevi tazminat davası açılmasına engel değildir. Böyle bir durumda sadece ödenen nakdi tazminat, maddi ve manevi tazminattan indirilecektir.
2330 sayılı yasa gereği ödenecek nakdi tazminat dışındaki maddi ve manevi tazminatın dava açılmadan ödenmesi mümkün değildir. Nakdi tazminat dışındaki maddi ve manevi tazminatın dava yoluyla mutlaka mahkemeden talep edilmesi gerekir.
Nakdi tazminattan farklı olarak, maddi ve manevi tazminat davalarında dava açma süresi 10 yıl değil, 1 yıldır. Maddi ve manevi tazminat davası açılmadan önce, ölüm ve yaralanmaların öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurulması, bu başvurunun kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi olan altmış gün içinde dava açılabilir. Bu süre kural olarak şehitlik halinde şehadet tarihinden, yaralanmalarda kesin işlem raporu/onay tarihinden itibaren başlar. Bu tür durumlarda en geç 1 yıl içinde idareye başvurulması, bu başvuruların reddi üzerine de 60 gün içinde dava açılması gerekir. Şayet idare bu başvuruya 30 gün içinde bir cevap vermez ise, en geç ikinci 60 gün içinde dava açılmalıdır.
Trafik kazası gibi, tazminat davasının “genel adli yargıda” açılması gereken hallerde dava süresi farklı olup, bu süre idari yargı usulünde düzenlenmiş olan sürelerden daha uzundur. Bu hususların ayrıntısına bu yazıda girilmemiştir. Her olayın özelliğine göre, dava süresi açısından konunun ayrıntılı olarak incelenmesi gerekir.
