BOŞANMA HALİNDE EŞLERİN MAL PAYLAŞIMI

               Türk Medeni Kanununa göre, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması esastır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini de kabul edebilirler. Evlenme sırasında bir sözleşme yapılarak başka bir mal rejimi kabul edilmemiş ise, eşler edinilmiş mallara katılma rejimine tâbidirler. Edinilmiş mallara katılma rejiminde her eşin iki grup malı bulunmaktadır. Bunlar kişisel mallar ve edinilmiş mallardır.

Kişisel mallar : Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olan tüm mallar, kaynağına, nasıl kazanıldığına bakılmaksızın kişisel mal sayılır. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, manevi tazminat alacakları, kişisel mallar yerine geçen değerler kişisel maldır.

Edinilmiş mallar: Her eşin, bu mal rejiminin devamı süresince “karşılığını vererek” elde ettiği mal varlığı değerleri edinilmiş maldır. Buna göre; edinilmiş mallar, kural olarak mal rejiminin devamı sırasında emek karşılığı elde edilen mallardır. Eşlerin evlendikten sonra kazandıkları her türlü değer kural olarak edinilmiş maldır. Çalışma karşılığı olan edinimler, sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen maddi tazminatlar, kişisel malların gelirleri, edinilmiş malların yerine geçen değerler edinilmiş mallardır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayılır. Bazı mallarının kişisel mal olduğunu iddia eden, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

Boşanma halinde mal paylaşımı ile ilgili talepler genel olarak aşağıdaki başlıklar altında yapılır:

Denkleştirme alacağı : Yukarıda açıklandığı üzere, edinilmiş mallara katılma rejiminde her eşin iki grup malı bulunmaktadır. Bunlar; “kişisel mallar” ile “edinilmiş mallar” dır. Evliliğin devamı esnasında bu mal grupları arasında bir takım kaymalar olabilir. Eşlerden birinin bir mal grubundan diğerine yaptığı katkının iadesine “denkleştirme” denir. Bir mal gurubunun diğer mal gurubundan olan alacağına ise “denkleştirme alacağı” adı verilir. Tasfiye aşamasında öncelikle bunların iadesi gerekmektedir. Buna göre, eğer bir eş, kişisel mallarından edinilmiş mallarına bir katkı yapmışsa bu katkının iade edilmesi gerekir. Aynı şekilde edinilmiş mallardan kişisel mallara yapılan katkı da iade edilecektir. Denkleştirme hesabı yapılırken kişisel mal sayılan paranın edinilmiş mal sayılan gelire yaptığı reel katkı bulunur ve bulunan miktar edinilmiş mallardan düşülür. Mal rejiminin devamı esnasında hesaptan çekilen paralar kural olarak hesaba dâhil edilmez. Çünkü eşlerden biri diğerinin katılma alacağını azaltmak kastıyla elden çıkarmadığı müddetçe yaptığı harcamalardan sorumlu değildir. Diğer eşin bazı değerleri kasten elden çıkardığını ispat etmek, iddia eden eşe aittir.

Katılma alacağı : Katılma alacağı, eşlerin, tasfiye aşamasında ortaya çıkan artık değerin yarısı üzerinde sahip oldukları haktır. Yukarıda açıklandığı üzere, denkleştirme işleminin yapılmasından ve değer artış payı alacaklarının iadesinden sonra her bir eşin edinilmiş malının miktarı belli olur. Belirlenen değerden, bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktara artık değer adı verilir. Her eş, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olur. Hak sahibi olunacak miktar, alacakların takas edilmesiyle bulunur. Artık değeri az olan tarafın diğerinden olan alacağına “katılma alacağı” adı verilir.

Değer artış / katkı payı alacağı: Eski Medenî Kanunun yürürlükte olduğu dönemde doktrin ve uygulama tarafından geliştirilen “katkı payı” yerini, yeni Medenî Kanun döneminde “değer artış payı” alacağı almıştır. Buna göre, diğer eşin malvarlığının edinilmesi, iyileştirilmesi ve korunmasına katkı yapan eş, tasfiye esnasına bu katkısının karşılığını talep edebilir. Ancak, burada yapılan katkının ekonomik bir katkı olması gerekir. Çalışmayan eşin eve ve çocuklara bakarak yaptığı katkı değer artış payı alacağına neden olmaz. Eşin katkısı, evlilik birliğinin giderlerine olağan veya olağanüstü şekilde gerçekleşse bile bir değer artış payı alacağı oluşturmaz.

BOŞANMADA ŞİRKET ORTAKLIK PAYI TASFİYESİ

Eşlerden biri şirket ortağı ise bu ortaklıktan elde edilen değer ve gelirler yukarıda açıklanan genel ilkeler doğrultusunda tasfiyeye tâbidir. Aşağıda, bu kapsamda şirket ile ilgili özel  durumlar açıklanmıştır.

Şirket hisse payı: Evlenmeden önce sahip olunan hisselerin kişisel mal olduğu ve tasfiyeye tabi tutulmayacağı açık ise de, bu hisselerin gelirleri edinilmiş mal olduğundan tasfiyeye tabi tutulacaktır. Bir başka ifadeyle; diğer eş, evlilik öncesi sahip olunan hisselerden bir talepte bulunamaz ise de, bu hisselerin gelirlerinden yarı oranda talepte bulunabilir.

Şirket kâr payı: Öncelikle mal rejiminin sona erdiği (boşanma davasının açıldığı) tarih itibariyle şirketin kârı tespit edilir. Bu miktardan şirket ortağı eşe düşecek kâr miktarı bulunur. Bulunan bu miktarın harcanmamış kısmı tasfiyeye dahil edilir. Bir başka ifadeyle mal rejiminin başladığı tarihten itibaren, boşanma davasının açıldığı tarihe kadar geçen süre içinde elde edilen kârın harcanmamış kısmının yarısı üzerinde diğer eş hak sahibidir. Şirkette kâr dağıtılmamış ise, diğer eş, dağıtılmayan kârın reel değerinin hesaplanmasını ve yasal faiziyle birlikte katılma alacağı olarak talep edebilecektir.

Sermaye artırımı: Şirkette sermaye artırımına gidilmişse şirket hisselerinin değerlerinde artış meydana gelir. Hisselerdeki değer artışı çalışma karşılığında elde edilen bir artış olarak nitelendirilerek edinilmiş mal sayılır ve tasfiyeye tabi olur.

Hisse devri: Mal rejiminin devamı esnasında bir bedel karşılığı hisse devri yapılmışsa, devredilen eş açısından bu hisseler edinilmiş mal sayılır. Ancak bedelsiz bir devir söz konusu ise kişisel mal niteliğindedir.

              Sonuç olarak; evlenmeden önce sahip olunan hissede diğer eşin talep hakkı yoktur. Ancak, evlilik sırasında bu hisseye düşen, boşanma davasının açıldığı anda harcanmamış olan kârdan yarı oranda pay alır. Boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle şirketin kârından eşe düşen miktarın yarısı üzerinde diğer eşin pay sahibi olduğu kabul edilir. Şirket kâr dağıtılmamasına karar vermişse dağıtılmayan kâr hesaplanır. Bu miktardan eşe düşen payın yarısı diğer eşe aittir. Evlilik birliği sırasında hisse devri olmuşsa devir alınan hisselerin yarısı oranında diğer eş hak sahibi olur.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir